yüzme havuzlu bir evde oturuyor
ve işinin
kendisini öldürdüğünü söylüyor.
27 yaşında. ben 44'üm. bir türlü
başımdan savamıyorum
onu. romanı sürekli
reddediliyor. "ne yapmamı bekliyorsun?" diye bağırıyor
"New York'a gidip yayıncıların ellerini mi sıkayım?"
"hayır," diyorum kendisine. "ama işinden ayrıl,
küçük bir odaya kapan ve işe koyul."
"ama GÜVENCE gerek bana, dayanabileceğim bir şey,
bir söz, bir işaret!"
"bazıları böyle düşünmediler:
Van Gogh, Wagner-"
"ya evet, ne zaman ihtiyacı olsa
kendisine boya veren bir erkek kardeşi vardı
Van Gogh'un!"
"bak," dedi, "bugün bir karının evindeyim
içeriye bir herif girdi, satıcının biri, nasıl konuşurlar
bilirsin. yeni bir arabayla geldi, tatilinden bahsetti.
Frisco'ya gittiğini söyledi - orada Fidelio'yu görmüş
ama kimin yazdığını unutmuş. şimdi,
bu herif 54 yaşında. ben de ona: "Fidelio Beethoven'ın
tek operasıdır," dedim. Sonra da: "sen salağın birisin!" dedim,
"ne demek istiyorsun?" dedi. "demek istediğim, sen bir salaksın,
54 yaşındasın
ve bir bok bilmiyorsun!"
"sonra
ne oldu?"
"dışarı çıktım."
"yani onu orada kadınla mı bıraktın?"
"evet."
"işimden ayrılamam," dedi. "iş bulmakta hep zorlanıyorum.
içeri giriyorum, bana bakıyorlar, konuşmamı dinliyorlar ve
hemen şöyle düşünüyorlar, aha! bu iş için fazla zeki,
durmaz bu işte, onun için de işe almanın
bir anlamı yok.
şimdi, SEN bir yere gidiyorsun ve hiç sorun yaşamıyorsun:
ihtiyar bir şarapçıya benziyorsun, işe ihtiyacın varmış gibi
görünüyorsun ve sana bakıp şöyle düşünüyorlar:
aha! işte gerçekten işe ihtiyacı olan bir adam!
onu işe alırsak uzun süre burada kalır
ve KÖPEK gibi de çalışır!"
"o insanlardan herhangi biri senin yazar olduğunu,
şiir yazdığını biliyor mu?" dedi.
"hayır."
"hiç söz açmıyorsun bu konudan.
bana bile! seni o dergide görmeseydim
asla haberim olmazdı."
"doğrudur."
"yine de bu insanlara yazar olduğunu
söylemek isterdim!"
"söyleme."
"söylemek isterdim
ama."
"neden?"
"eee, senden bahsediyorlar. senin sadece bir altılı ganyancıdan
ve sarhoştan ibaret biri olduğunu düşünüyorlar."
"ikisi de doğru."
"şey, senden bahsediyorlar. tuhaf huyların var. tek başına
geziyorsun.
tek arkadaşın
benim."
"evet!"
"seni aşağılıyorlar. seni savunmak istiyorum.
şiir yazdığını söylemek
istiyorum onlara."
"bırak olduğu gibi kalsın. onlar gibi ben de
burda çalışıyorum. hepimiz aynıyız."
"eh, öyleyse bunu kendim için yapmak isterim. niye
senle takıldığımı bilmelerini istiyorum.
7 dil biliyorum, müzikten anlıyorum -"
"boşver."
"tamam, isteklerine saygı göstereceğim.
ama başka bir konu var -"
"ne?"
"bir piyano almayı düşünüyorum. ama
keman almayı da düşünüyorum fakat bir türlü
karar veremiyorum!"
"piyano al."
"öyle mi diyorsun?"
"evet."
bu konuyu düşünerek
yürüyüp gidiyor.
ben de düşünmüştüm.
keman alırsa kemanını kaptığı gibi evime gelip
hüzünlü müziğiyle kafamı ütüleyebilirdi.
CHARLES BUKOWSKI
0 yorum:
Yorum Gönder